Anasayfa    Sağlık

Size bu sayfada ilk olarak sunacağım konu tiroid bezi hastalıkları hakkında. Çoğumuzun bildiği gibi tiroid bezi boynun ön tarafında nefes borusunun (trakea) her iki yanında yerleşmiş bir bezdir. Her iki taraf ortada isthmus denen bir köprücükle birbirine bağlanmıştır. Pek çok hayati fonksiyonu yöneten hormonları üreterek vücudu kontrol eden ana mekanizmalardan birini oluşturur. Hormonları vücudun genel enerji yönetimini sağlar denilebilir. Tiroid bezinin çalışmasını da beyindeki hipofiz denen ana hormon yöneticisi bir bez kontrol eder. Kısaca tiroid hormonlarına T3 ve T4, hipofiz’in tiroidi yöneten hormonuna da TSH denir. Bunlardan başka da tiroidi etkileyen ve ayrıca tiroidden salgılanan bir takım hormonlar daha vardır, ancak bunlar akademik anlamda değeri olan maddelerdir. Burada ana konumuz bu hormonlar ve bez ile ilgili hastalıklardır.

Tiroid bezi doğumdan itibaren gelişmede en önemli rolü oynayan organlardan biridir. Doğumsal olarak hormonlarının eksikliğinde bir tür cücelik ortaya çıkar.Bu eğer önlemi alınmazsa ileride çok büyük problemlere yol açabilir.

Doğumsal anormallikler dışında da tiroid bezinin sıklıkla karşılaştığımız hastalıkları vardır. Bunları sırayla sayarsak:

  • Tiroid bezinin iltihapları
  • Guatr
  • Hipertiroidi
  • Hipotiroidi
  • Tiroid bezinin kanserleri

Kısaca bahsetmek gerekirse tiroid bezinin iltihapları akut, subakut ve kronik olarak ayrılabilir. Akut iltihaplar genellikle mikrobik olanlardır. Diğerleri ise bağışıklık sisteminin tiroidde ortaya çıkan hastalıklarıdır denilebilir. Nedenleri ve belirtilerine göre tedavi edilirler.

Tiroid bezinin her türlü büyümesine guatr denir. Bezin tutulum şekline göre diffüz (tüm bezi tutan), nodüler (içinde çeşitli büyüklükte taneler olan), multinodüler (çok sayıda tanecik olan) diye ayrılırlar. Yine bezin çalışmasına göre de toksik (hipertiroidi), normal çalışan, hipotiroidi (az çalışan)şeklinde de ayırım yapılabilir.

Hipertiroidi tiroid bezinin aşırı çalışarak fazla hormon üretmesi anlamını taşır. Toksik ya da zehirli guatr da denilebilir. Bu fazla üretim sonucunda hastada sinirlilik, zayıflama, çarpıntı, tansiyon yüksekliği, ellerde titreme, gözlerde ileri fırlama gibi belirtiler ortaya çıkar. İleri derecede hayatı tehdit eden krizler görülebilir. Tanıda kandaki hormon düzeyleri ve tiroid görüntüleme teknikleri (ultrason, sintigrafi vb.) yardımcı olur. Tedavi için önce çeşitli ilaçlarla hormonların normal düzeye indirilmesi ve belirtilerin ortadan kaldırılması; ardından da bunun kalıcı hale getirilmesi hedeflenir. Bunun için bazen ameliyat gerekebilir. Hipertiroidi diffüz, nodüler ve multinodüler olabilir.

Hipotiroidi aksine bezin az çalışması anlamını taşır. Doğumsal veya sonradan edinilmiş olabilir. Belirtiler de tamamen vücut fonksiyonlarının yavaşlamasıyla karakterlidir. Örneğin barsak hareketlerinin azalması sonucu bu hastalarda kabızlık sık görülen bir belirtidir. Yine gelişme geriliği, kilo alma, hareketlerde yavaşlama, konuşmada peltekleşme gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Tanı aynı şekilde konur. Beyinden salgılanan kontrol hormonlarının düzeyleri bu hastalıkta önemlidir. Bazen de hastalık yapılan bir guatr ameliyatı sonrasında zorunlu olarak ortaya çıkar. Tedavi mümkünse nedenin ortadan kaldırılması ve eksik üretilen hormonların ilaçlarla yerine konması şeklindedir.

Guatr bazen hormon düzeyleri değişmeden de ortaya çıkabilir. Genellikle bulunulan ortamda iyot eksikliği olduğunda bu durum ortaya çıkar. Çünkü iyot tiroid bezinin ürettiği hormonlarda temel yapı taşıdır. Bu madde eksik olduğunda bez daha fazla çalışarak yeterli hormon üretmek zorunda kalır ve bu da bezin büyümesiyle sonuçlanır. Korunma için ortamda iyot miktarını arttırmak, tedavide de eksik hormonları ilaçlarla yerine koymak uygulanabilir. Bunların yeterli kalmadığı durumlarda veya kanserleşme kuşkusu varsa ameliyat uygulanır.

Tiroid kanserleri değişik türlerde olabilir ve bazı türleri ailesel özellik gösterebilir. Genellikle bir nodül şeklinde ortaya çıkar. Sintigrafide görülen tek bir soğuk nodülün (aktivite göstermeyen, verilen ilacı tutmayan) kötü huylu olma ihtimali yaklaşık %15-25 arasındadır. Eğer soğuk nodül sayısı birden fazlaysa bu oran %5’e düşer. Sıcak (fazla aktivite gösteren) nodüllerde ise bu oran çok daha düşüktür. Tedavi cerrahi, radyoaktif iyot ve koruyucu ilaç tedavilerinden oluşmaktadır.

Ameliyatlardan sonra genellikle nüksleri önlemek için tiroid hormonu (tefor veya levotiron) verilmektedir. Hamilelikte de yukarıda saydığımız konuların çoğu aynen geçerli olmakla birlikte, tetkik ve tedavilerde dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Örneğin hem hamilelik hem de emzirme dönemlerinde radyoaktif tetkik ve tedaviler yapılamaz. Tiroid hormonu gebelikte çok az miktarda bebeğe geçtiğinden güvenlidir; ancak emzirmede süte geçer. Bununla birlikte anneye gerekli olan miktarın bebeğe zararı olmadığı düşünülmektedir. Kararı tedaviyi sürdüren hekimin vermesi en doğrusudur. Antitiroid ilaçlar (zehirli guatr ilaçları) süte çok az geçtiğinden emzirmede rahatlıkla kullanılabilir.