![]() |
BİZİM HASTANEDENEveet, bir aradan sonra yine hastaneden haberlere devam ediyoruz. Öncelikle çaycı Erdal hastanede yürütmekte olduğu görevinden üzüntü verici bir şekilde ayrıldı. Hepimiz onu özleyeceğiz. Özellikle de Dr Hakan bey... Ayrıca hastanenin 3. katı büyük bir hızla başladı ve bitirilmeye çalışılıyor. Tabii gelişme hepimizi heyecanlandırıyor ve sevindiriyor; ancak içimizdeki korku ve endişeyi de atabilmek mümkün değil. Acaba kolonsuz bina bu ağırlığı çekebilecek mi, salona bu demir desteği neden koydular, sırtımızı rahatça duvara yaslayabilecek miyiz vb vb. Şaka bir yana gerçekten dayanıklılık konusunda endişeliyiz. İnşallah problem çıkmaz. Bu arada büyük bir sevinçle karşıladığımız 2. dönem 1. taksit döner sermayelerimizi de aldık. Allah devlete ve başhekime zeval vermesin. Gerçi en yakındaki hastaneler bile bizim 2 katımız tutarındaki 3. dönem dönerlerini hem de tam olarak aldılar ama olsun; bizimki üniversite hastanesi olacak ya... Masrafları çok. Hem SSK' dan falan da paramızı alamıyoruz. Bu arada yaz dönemi izinlerini tamamlayan Dr arkadaşlar yavaş yavaş hastaneye dönmeye başladılar. Şu sıralarda Dr odasında en çok konuşulan konulardan biri kış dönemi izinleri... Şimdilik haberler bu kadar, yeni gelişmelerle en kısa zamanda karşınızda olacağım. Hoşçakalın. |
Foça İzmir’in kuzeyinde, İzmir -Çanakkale yolundan Menemen’i 10 km geçince sola ayrılan bir yol ile ulaşılan çok tipik bir Akdeniz sahil kasabası. İzmir’e toplam 60 km, yol ayrımına ise 26 km uzaklıkta. Ulaşım her yarım saatte bir İzmir ve Foça otogarlarından karşılıklı kalkan otobüslerle sağlanıyor. Şehir iki ana koydan oluşuyor. Bunlardan şehir merkezinde olana küçük deniz, diğerine ise büyük deniz ismi verilmiş. Ancak şehrin Yeni Foça ile bağlantısını sağlayan sahil yolunda 20 km boyunca onlarca irili ufaklı koy daha mevcut. Nüfusu kış aylarında yaklaşık 10000 civarında olan Foça’da yazın sayı bunun 4-5 katına çıkabilmekte. Yani aslında ilçe 9 ay boyunca boş yazlık evlerle dolu. Aynı zamanda ilçe İzmir ve Manisa’da oturanlar tarafından hafta sonu ve tatillerde günübirlik geziler için oldukça rağbet görüyor. Yapımı oldukça uzayan Çanakkale–İzmir otoyolu açıldığında yol süresinin yaklaşık 20 dakikaya düşeceği de söyleniyor. Halkın büyük çoğunluğu dışarıdan gelerek buraya yerleşen emekli, memur ve askerlerden oluşuyor.
Büyük çoğunluğu kurtuluş savaşı sonrası mübadele ile Yunan adalarından Foça’ya gelen yerli halkın ise toplam nüfusunun 1500 civarında olduğu düşünülüyor Yapılaşma şehir merkezinde genelde taş binalar arasına serpiştirilmiş 2-3 katlı modern binalar şeklindeyken, çevreye doğru gidildikçe yazlık tipi dublex-triplex evlere dönüşmekte. Halkın gelir kaynağı genellikle turizm ve balıkçılık olup, çevrede hemen hemen hiç sanayi kuruluşu bulunmamakta. Bu, aslında gelirinden faydalanamamaya karşılık, temiz hava ve sakinlik sağlayan bir özellik. |
|
EŞİM DİYOR Kİ( 2000 Ekim) Merhabalar; evet Foça’yı sevmiyorum daha doğrusu sevemedim. Neden mi? İşin gerçeği Foça’ya yerleşmek benim fikrimdi. İzmir’e yakın, Aliağa’ya yakın güzel bir sahil kasabası diye düşünüyordum.Foça’ya gelir gelmez gerçeklerle yüz yüze geldim. Aliağa’da çalıştığım için her sabah Foça otobüsleriyle Çanakkale yoluna kadar gidiyorum, oradan tekrar otobüse binip işe gidiyorum. İki vasıtayla tekrar eve dönüyorum. Bunda ne var diyeceksiniz: Yazın sıkış tepiş de olsa yarım saatte bir otobüs var ama kışın yolcu az diye otobüs saatlerine güvenip benim gibi Foça yol ayrımında sakın beklemeyin. 1- 2saat bekler, birde 26 km için vereceğiniz yol parasını da tahmin edemezsiniz. Halkın sadece yol parasını düşündüğü için İzmir’e istediği zaman gidemediğini çok iyi biliyorum. Otobüslerde turistlere ve bayanlara nasıl davranıldığını anlatmayayım; sadece su isteyenler fırça yiyorlar. Minibüsler olsa halkı daha ucuz taşısa insanlar her gün gezmeye giderler; iş için bile gidemiyorlar. Bunları yolda beklerken insanlarla konuşuyorduk, oradan biliyorum. Bu felaket yolculuktan sonra eve geliyorum: 32 saatim işte geçmiş, çamaşır- bulaşık beni bekliyor, SULAR AKMIYOR. Kazara aksa bile çeşme suyu içilmiyor. Sokak çeşmeleri var, tatlı su dedikleri, oradan su taşıyorum. O sudan bir keresinde çiçekleri sulamak için durgun su olsun diye birkaç gün bekletmiştim. Suyun içindeki KURTLARI gözlerimle gördüm. Herkes gibi iş dönüşü balkon sefasını bende severim; akşam yemeğini balkona hazırlayıp masanın başına geçtiğimde vidanjör bana inat eder gibi foseptiği çekmeye geliyor, lağım kokuları arasında afiyet olsun. Gerçi lağım kokuları sizi Foça’nın girişinde karşılıyor. Çünkü vidanjörler açığa döküp geliyorlar. Böylece sivri sinek ordularının üremesine büyük katkı sağlıyorlar. Sivrisinekleri sevenlere sözüm yok. Hastalık, sağlık önemsiz şeyler. Burası şakaydı. Su sorunu, kanalizasyon sorunu, birde benim için ev sorunu bu güzel kasabayı yaşanılmaz kılıyor. İzmir’de kaloriferli süper lüks bir eve 15 milyon kira veriyorduk; 60 milyona bir ev tuttuk her tarafı dökülüyor, çatısı akıyor, şoktan şoka girmiş çalışan bir bayan olarak Foça’da yaşamak benim için ıstırap. Çarpık bir yerleşim, alt yapının olmaması en önemli konu. Turizm için yapılacak çok şey var. Memleketimin her karış toprağı benim için çok değerli. Deniz kirletilmiş, hava kirliliği de başlamak üzere, ulaşım gözden geçirilmeli, su ve kanalizasyon sorunu acilen çözülmeli. İşte Foça hakkında ki düşüncelerim. Benim yaşadıklarımdan kısa bir kesit. Yinede yaz aylarında tatil için gelip birkaç gün kalınabilir ama sürekli burada yaşamak oldukça zor. ( 2001 Mayıs) SELAM, daha önceki yazımı okuyanlar bilirler, Foça hakkında birçok olumsuz şeyler yazmıştım. Yine buna benzer yanlışlar devam etmekte. Tam sezon başlarken gelin görün ki Foçanın zaten daracık olan yolları delik deşik... Kaçıncı kezdir kazılıyor, bende şaşırdım. Plan- proje- organizasyon diye birşey bilmiyorlar sanırım. Tek kazdı kapadı, Telekom kazdı kapadı, kanalizasyon için kazıldı, yüksek anıtlar kurulu kazdı... Her yer toz toprak, delik deşik. Turizm sezonumuz hayırlı olsun. Foça çok şey kaybediyor; tabii ekonomik kayıptan bahsediyorum. Birde birçok sitenin çevresinde belediyece ayrılmış güya yeşil alanlar var. Taşlı ve yılan yuvası halinde duruyor. İki salıncak koysalar temizliğini ben üstleneceğim. Çocuklara oyun alanı olsa ne güzel olur. Şimdilik hoşçakalın, kocam tamam artık dedi...Sevgilerimle. ŞAHESER KARAASLAN. |
||