KÖYLERİMİZ
ALPAĞUT KÖYÜ
İlçeye 3 km uzaklıkta bulunan köyün iki mahallesi bulunmaktadır. Dikmeler ve merkez mahallede bulunan 85 hanede toplam 360 kişi ikamet etmektedir. Köyün kuruluşu bilinmemektedir.Tarım alanına zarar vermemek için köy bu sahanın dışında taşlık ve meyilli bir alana kurulmuştur. Kurtuluş savaşı sırasında köy çeteler yüzünden yakılmıştır. 1944 depreminde 15 ev yıkılmış, 6 kişi ölmüştür. Köyde patetes, sarmısak ve sebze çok yetişir. Toprak-su kooperatifinin kurulmasıyla sulama tesisleri yapılmış olup köyün tüm tarım alanlaarı sulanır hale gelmiştir. Bu nedenle köyün başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır.
BAKIRLI KÖYÜ
İlçeye 7 km uzaklıkta Erenler Tepesi'nin eteğinde engebeli, meşelik bir arazide kurulmuştur.Köyde şu anda 49 hanede 260 kişi yaşamaktadır. Bu köyün halkı Kayalar mevkii denilen yerden ve Kadimler Köyünden gelmişlerdir. Köy halkının bu yöreye otlakiye bulmak ve serin olduğu için geldiği sanılmaktadır. Köy halkı geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır. Orman işçiliğide önemli bir geçim kaynağı olup, köyde 42 üyeli orman kalkındırma kooperatifi faallliyet göstermektedir.
BOZYER KÖYÜ
İlçenin kuzeyinde ve 3 km uzaklıktadır. Köy kızılburun tepesinin yamacında kurulmuştur. Köyde 38 hanede 163 kişi yaşamaktadır. Köyün iki mahellesi vardır. Köyün adının efsanesi şöyledir: Solaklar köyüde yaşayan Solak Bey den bir kısım halk yerleşmek için yer istemiş o da karşıdaki boz yere gidin, oraya yerleşin demiş. O nedenle bu köyün adı Bozyer olmuştur. Bozyer köyünün bir mahallesi 1931 yılında tamamen yanmıştır. 1969 yılındaki yangında 4 ev yanmış, iki kişi ölmüştür. 5. 10.1977 yılındaki yangında 13 ev yanmış can kaybı olmamıştır. Halkının büyük çoğunluğu tarım ve hayvancılıkla uğraşır.
ÇELTİKDERE KÖYÜ
İlçenin doğusunda Kıbrıscık ilçesiyle sınırdır. Köy ilçeye 25 km uzaklıkta Uludere ve Kınıkçı (Erikli) derelerinin vadilerinin kenarında iki mahalle olarak kurulmuştur. Adı yörede çeltik tarımının yapılmasından ileri gelmektedir. Uludere kenarındaki mahalleye Tepecik, Kınıkçı deresi kenarındaki mahalleye de Kınıkçı mahallesi denir. Tepecik mahallesinde 1981 yılında çıkan yangında 9 ev ve köy camisi yanmış, 4 kişi yanarak can vermiştir. Köyün tarihi çok eskilere dayanmakta bunuda Kınıkçı vadisinde bulunan Bisanslılardan kalma tarihi kilise ile çok miktarda bulunan mağara ve kavuklar kanıtlamaktadır. Ayrıca şimdi Bolu müzesinde bulunan heykeller bu yöreden bulunmuştur. Köyün başlıca geçim kaynağını çeltik ekimi teşkil etmektedir. Köyde ortalama 100 ton pirinç üretimi yapılmaktadır. Son yıllarda elmacılıkta önemli bir geçim kaynağı olmuştur
DEDELER KÖYÜ
İlçenin batısında 3 km uzaklıkta Asar deresinin yamacında kurulmuştur. Köyün 2. mahallesi olan Güneşler ise Sarıkaya yamacında bulunmaktadır. Köyün eski adı Şıhlar olup bu mevkide ermiş, ulu kişilerin yaşadığı burada bulunan türbelerden anlaşılmaktadır. Dedeler türbesinin yapılışı bilinme- mekle birlikte Karaca Ahmet türbesinin bir örtüsünde 3 erkek, bir örtüsünde 1 kadın bulunmaktadır. Köyün yakınıda bulunan Cuma Camisi çevresinde bundan 80-90 yıl önce cuma günleri pazar kurulmaktaymıştı. Bu nedenle burada dükkan yerleri bulunmaktadır. Ayrıca Ayman yaylasından dönüş yapan Aymanlılar köylerine giderken burada mola vererek alış - veriş yapmak suretiyle ihtiyaçlarını giderirler, bunada Ayman goraşı denilirmişti.
DEĞİRMENKAYA KÖYÜ
Eski adı Mandır olan bu köy ilçenin batısında 11 km uzaklıktadır. Eskiden burada büyük bir mandıranın olmasından Mandır denilmiştir. Bugün ise Aladağ çayı üzerinde bulunan su değirmenleri ve kayalık bir mevkide oluşu nedeniyle köy Değirmenkaya adını almıştır. Köyde 3 mahalle olup merkez mahalle aşağı mahalledir. Bu mahalleye orta mahalle 600 m, yukarı mahalle ise 2 km uzaklıktadır. Aşağı mahalle birkaç sülaleden , orta mahalle Kadıoğlu ve Salipaşa sülalerinden, yukarı mahalle ise Haliloğlu ve Gökçeoğlu sülalerinden oluşmuştur. Bu üç mahallede 50 hanede 210 kişi bulunmaktadır. Eskiden ilçe merkezi Pavli kaplıcalarının olduğu yerdeyken burada orta mahallede kadı otururmuştu. Şimdi yıkılmış olan sali paşalara ait evde bir hapishane kalıntısına raslanmıştır.
DEREBOYU KÖYÜ
Üç mahalle olarak kurulan Dereboyu ilçeye uzaklığı 15 km dir.Mahalleleri Çikinler, Güney ve merkez mahalle olan Dereboy dur. Bu üç mahalle birbirlerine 2 km uzaklıkta bir üçken teşkil eder. Köyde 71 hanede 375 kişi ikamet etmektedir.Çirkinoğlu namlı birinin yerleşmesiyle Çirkinler mahallesinin, Derebey isimli bir sülaledende Dereboy mahallesinin daha sonrada Güney adı verilen mahallenin kurulduğu sanılmaktadır. İlçenin en kaliteli elmaları bu köyümüzün çevresinde yetiştirilmektedir.
EKİCİLER KÖYÜ
Eski adı möşür olan köy tahıl tarımına elverişli olaması nedeniyle Ekiciler adını almıştır. 64 kişinin yaşadığı 15 hanelik küçük bir köydür. İlçeye 11 km uzaklıkta olan köy engebeli bir araziye sahipdir. Köyün çevresi meşeliktir. Geçim kaynakları tahıl üretimi ve hayvancılıktır.
GERENÖZÜ KÖYÜ
Düz bir arazide kurulan köy ilçeye 3 km uzaklıktadır. Bir rivayete göre köyün eski adının Kervanözü olduğu sanılmaktadır. Köyde bulunan 3 mahallede 108 hane olup, 300 kişi yaşamaktadır. Halkının başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır.
GÖKHALİLLER KÖYÜ
Eski adı Bükallar olan bu köyümüz ilçeye 3 km uzaklıkta tek mahallede 46 hanede yaşayan 230 kişiden meydana gelmiştir. İlk yerleşimin Gök Halil adıyla anılan kişinin sülalesinin gelmesiyle bu yerleşim alanının oluştuğu sanılmaktadır. Halkın önemli geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. 3 yaylası olan bu köyde hayvancılıkta önemli bir gelir kaynağıdır. Yazın köy halkı bu yaylalardaki otlakiyelerde dururlar.
GÜNEYCE KÖYÜ
Tek mahallede bulunan 118 hanede yaşayan 450 nufusa sahip büyük bir köyümüzdür. İlçeye 14 km uzaklıkta mazisi yeni bir yerleşim alanıdır. Köyün eski yeri 3-4 km kuzeyde olup, 1950 yılında şimdiki yere göç edilmiştir. Çevresinde tarıma elverişli arazi çoktur. İlçenin tahıl deposudur. Köy Seben-Nallıhan karayolu üzerinde bulunmaktadır. Köyün yakınına kurulan süt işleme fabrikası ilçe ekonomisine büyük katkı sağlamaktadır.
HACCAĞIZ KÖYÜ
İlçeye 10 km uzaklıkta bulunan köyün 2 mahallesi bulunmaktadır. Beylik mahallesinin merkez mahalle olan Haccağıza uzaklığı 2 km dir. Rumi 1293 yılında ana yerleşme alanı olan Beylik'te yangın çıkmış, evi yananlar Haccağız mahallesine göç ederek yerleşmişlerdir. Köyde kurulu bulunan tarımsal kalkınma Kooperatifinin ilçe ekonomisindeki yeri büyüktür.
HOÇAŞ KÖYÜ
Bizanslıların yerleşme alanına yakın bir bölgede kurulmuş olan bu köyümüz ilçeye 16 km uzaklıktadır. Bugüne kadar bir araştırma yapılmamasına rağmen köyün kuzey- batısında Bizanslılardan kalma tarihi yeraltı evlerine raslanmakta ve buradan saray taşları çıkmaktadır. Köyün orta çeşmesinin o zamandan kaldığı sanılmaktadır. Bu çeşmeye ait su kemerleri mevcuttur. Köyün çok önceleri Balca adı verilen köyün yakınındaki yerleşme alanından 7-8 hanenin gelip yerleşmesiyle oluşmuştur. Köyün en önemli yeraltı zenginliği kömürdür. Kömür madeni özel kişilerce çıkarılıp pazarlanmaktadır. Kalorisi düşüktür.
KABAK KÖYÜ
Çok eskiden köyde çıkan yangın her şeyi yaktığı için köy bu yangından kabak gibi çıkmış bu nedenlede adının kabak olarak bu sözcükten kaldığı sanılmaktadır. İlçeye 23 km uzaklıkta bulunan köydeki evler yangınların etkisiyle olacak ki birbirlerine uzaktır. Aşağı, Yukarı ve Gölcük isimli üç mahallesi bulunmaktadır. Mahallelerin birbirine uzaklığı 1500 m kadardır.Tavgat tepesi'nin kuzey yamacında kurulan köyde kışları çok sert geçmektedir. Köyde genç nufusun Bolu'ya çalışmaya gittiğinden yaşlılar bulunmaktadır. Halkın başlıca geçim kaynağı hayvancılık ve orman işçiliğidir. Kıl ve tiftik keçisi bol miktarda yetiştirilir.
KARAAĞAÇ KÖYÜ
Çok önceleri köy bir kişinin malı iken daha sonraları Nallıhan Atça köyünden gelen iki kardeş burayı satın alarak yerleşmiş ve zamanla köy büyümüştür. İstiklal savaşı sırasında bazı isyancıların yüzünden Arif bey tarafından köy tamamen yakılmış, halk dağlara kaçmıştır. Daha sonra evler tekrar yapılarak köy bugünkü görünümünü almıştır. Son olarak çıkan yangınla yeni evler yapılmıştır.
KAŞBIYIKLAR KÖYÜ
Kaş, Bıyıklar, Muslar ve Yeni mahalle ismli 4 mahalleden oluşan bu köy ilçeye 15 km uzaklıktadır. Yörede yaşayan yaşlı kişilerin anlattıklarına göre Ören mevkiinde bulunan Togor gölü yakınında eskiden kalma yapı kalıntıları bulunduğu, ancak bu yapılar korunmadığından yok olmuştur.1971 yılında Bıyıklar mahallesinde çıkan yangın neticesinde 14 ev tamamen yanmış can kaybı olmamıştır. Evi yanan aileler Çeltikdere yolu kenarındaki Seki tarla mevkiine yerleşmişler böylece Yeni mahalle oluşmuştur. Bazı kişiler latife olsun diye sakal, Köyün kıyısında Muslar mahallesinede kulak denilmektedir. Köyde bulunan 40 hanelik Kaş mahallesi merkez mahalledir. Köy tarihi bir köyümüz- dür. Muslar mahallesinde bulunan kayaevlerin firikya döneminden kaldığı sanılmaktadır.
KESENÖZÜ KÖYÜ
Köylülerin çevredeki ormanlarda bulunan özleri kesmelerinden dolayı buraya Özkesen denilmiş, bu isim zamanla Kesenözü olmuştur. Köyün yakınında bulunan Bavlu kaplıcaları çevresinde yerleşen halk daha sonra deprem nedeniyle dağılarak Kesenözü, Susuz, Çatak köylerine yerleşmişlerdir. Öyküsü şöyledir:Nallıhan tarafından gelen kişilerle birlikte çevredeki bazı halk Bavlu kaplıcalarının olduğu yere yerleşmişlerdir. Karamanoğlu Beyliğine bağlı olan bu yörede o zamanlar 7 adet hamam bulunmaktaymış. Daha sonra burası osmanlılar zamanında ilçe merkezi olmuş, Pavlu kasabası denilmiştir. Daha sonraları zamanın zengini Hatıpoğlunun davullu düğün yapması sonucu Bağlunun büyük bir çöküntüye uğradığı inancı vardır. Bu olaydan sonra halk çevredeki yerleşim alanlarına dağılmıştır. Kaplıca çevresinde birçok eski kalıntıya raslanmaktadır. Çöküntüden sonra hamam kanalları onarılmıştır. Köy çevresinde bulunan seylik mağaraları yapı itibariyle tarihi önem taşımaktadır. Kesenözü kara geriş dağının kuzey eteğinde engebeli bir arazide kurulmuştur. Köy yakınında sulama göleti yapılmış olup bu göletin köy tarımına katkısı büyüktür.
KIZIK KÖYÜ
Kızık ismi oğuz boylarından Bozoklar kolunun yıldızhan oğulları soyundan gelen türklere verilen addır. Sebenin büyük köylerinden biri olan kızık ise yüzyıllar önce Nallıhan ilçesinin Ayman köyü yakınlarındaki Kümbet kırı veya Kızıkyurdu denilen yerden gelmişlerdir. 1402 yılında yapılan Ankara savaşından sonraki bozgun sonucu eski arazilerini bırakan kızıklılar şimdiki ormanlık araziye yerleşmişlerki o zaman onların yaylası imiş. Ve burayı kendilerine yurt edinmişler Kızıklıların bir koluda ayrılarak kıbrıscık ilçesinin Kızık köyünü meydana getirmiştir. Seben-Bolu yolu üzerindeki düz arazide kendilerine sonradan yayla edinmişlerdir. İlçeye 28 km uzaklıkta olan kızık köyünün 4 mahallesi bulunmaktadır. Kuz mahallesi merkez mahalledir. Diğerleri; güney, Aşağı ve karaağaç mahalleleridir. Köyde toplam 110 hanede 285 kişi ikamet etmektedir. Köy ormanlık bir arazide kurulmuş ve okulu yörenin en eski okuludur. Köyün kendine has özellikleri vardır. köyde büyük bir dayanışma ve yardımlaşma vardır. Eskiden düğünleri 5-10 ailenin birleşmesi ile toplu olarak yapılmaktaydı. bu düğünler bazan yaylada kalabalık bir davetli grubunun katılmasıyla yapılmaktaydı. Köyde 2 kooperatif olup orman işçiliği ve nakliye işleriyle meşgul olmaktadır. Köyün ekonomisi nakliyecilik, hayvancılık ve orman işçiliğine dayanmaktadır. son zamanlarda köy ekonomisini etkileyen bir faaliyette et ve yumurta tavukçuluğudur. El sanatı olarak yöre tezgahlarında dokunan kızık kilimleri değer arzetmektedir. Genç nüfusun tamamı Boluya göç etmiştir. Köy hakkında daha geniş bilgi edinmek isteyenler ana sayfadaki linkler bölümünden köyün web sayfasını ziyaret edebilirler.
KORUCUK KÖYÜ
İlçeye 9 km uzaklıkta olan köy engebeli bir arazide 3 mahalle şeklinde kurulmuştur. 40 hanede 100 civarında insan yaşamaktadır. Korucuk adı korumak veya küçük ormanlık denilen küçük koru isimlerinden türediği sanılmaktadır. Bir rivayete göre Solaklar köyünde oturan Solak Bey zamanında bu çevrenin solakların korusu merası olması nedeniyle buraya gönderilen kişinin (korucu) bu köyün temelini oluşturduğu söylenmektedir. Bu yöreye has yabani fındık çok yetişmektedir. Yağ oranı çok yüksek olan bu fındıklar e vitamini deposudur.
KOZYAKA KÖYÜ
İlçeye 10 km uzaklıkta bulunan köy, birbirinden ayrı Çavuşlar, Demirciler, İvazlar, Kıvrı ve Dere adı verilen beş mahalleden meydana gelmektedir. 115 haneli köyde 350 kişi yaşamaktadır. Koz cevizin kabuklu haline verilen ad olup köyün çevresinde bol miktarda ceviz ağacı bulunduğundan Kozyaka adını bundan dolayı aldığı sanılmaktadır. Köydeki en eski ailenin Mudurnu ve Gerede ilçelerinden geldiği bilinmesine rağmen köyün kuruluşu hakkında kesin bir bilgi yoktur.
İSMET
İNÖNÜ'NÜN
KALDIĞI
EV
İSMET İNÖNÜ PAŞA'NIN KOZYAKA KÖYÜNÜ ZİYARETİ: 1920'li yıllarda TBMM'sinin Ankara'da toplanması kesinleşince İstanbul'dan kaçabilenlerle birlikte Ankaranın yolunu tutan İNÖNÜ maceralı bir yolculuktan sonra Son Osmanlı Meclisi Başkanı Celaleddin Arif Bey, Ali Fuat Cebesoy'un babası İsmail Fazıl Paşa, Binbaşı Saffet Arıkan başta olmak üzere birçok ünlü ile birlikte 29 Mart 1920 günü Bolu'ya geldi. Eski bir er kıyafeti ile yolculuk eden İsmet Bey ve arkadaşları güvenlik gerekçesiyle Boluda fazla kalmaz. Kafile Kızık köyü muhtarı Güden Hüseyin Ağa'nın sorumluluğunda onbeş yerel milis ile birlikte 30 Mart 1920 günü Boludan ayrılır. Celaleddin Arif ve İsmet Beyin içinde bulunduğu kafilenin ilk durağı Seben'in KOZYAKA köyü oldu. Burada bir gün konaklayan ve geceyi Hacıbey oğlu Asım ile daha sonra Bolu Milletvekili olarak görev yapacak olan ABDİ ÖZKÖK'ün babası Ahmet Ağanın evinde geçiren heyet ertesi gün yola çıkmış ve Nallıhan-Beypazarı üzerinden 3 Nisan 1920 günü Ankara'ya ulaşmıştır. (Derleyen: Yard. Doç. Dr. Hüseyin SARI)
KUZGÖLCÜK KÖYÜ
Köyün isminin anlamı kuzeyinde bulunan göldür. Köyün ilk kurucularının kızık köyünde olduğu gibi Ankara savaşından kaçan kişler olduğu sanılmaktadır. İlçeye 27 km uzaklıkta olan köy Aşağı, orta, yukarı ve derecören(dereceviran) isimli 4 mahalleden oluşmaktadır. Orman köyü olduğundan evlerin tamamı ahşaptır. Köyün en önemli geçim kaynağı hayvancılık ve orman işçiliğidir.Kıl keçisi yetiştiriciliği yöreye has bir özelliktir. Derecören mahallesi keçi peyniri ile meşhurdur. Ayrıca burada yetişen Kızık armudu, hamdi sünger ve suluca armutları çok tanınmıştır. Çevrede bol miktarda yabani fındık ağacı bulunmaktadır.
MUSASOFULAR KÖYÜ
Bugün 83 hanede 250 kişinin yaşadığı köy ilçeye 7 km uzaklıktadır. Musa ile Sofu isimli 2 kardeşin bu köyü kurduğu isminin buradan geldiği rivayet edilmektedir. Köyün çevresi açık ve kurulduğu yer düz olmasından buraya soğuğun taksim olduğu yer denilmektedir. Önceleri yeterli su bulunmadığın- dan kıraç bir köydü. Okul 1950 yılında açılmıştır. Tahıl üretimi ve hayvancılığın köy ekonomisine katkısı büyüktür. Köyde sağlık ocağı teşkilatı bulunmaktadır.
NİMETLİ KÖYÜ
Eski adı mamatlı olan köyün kabak ve terzileri ünlüdür. Verimli araziye zarar vermemek için dağın yamacına kurulmuştur. Halk arasında vurursam tokadı gösteririm mamatlıyı tabiri yaygındır. Köye daha sonra ürünü bol anlamında Nimetli ismi verildiği sanılmaktadır. 3 mahallesi olup bunlar, Nimetli, Bekirfakılar (piypaklar) ve Denizler mahalleleridir. Yakınından aladağ çayı geçmesi nedeniyle arazisinin büyük bölümü elmalık ve sebzeliktir. Şu anda yeni yapılan sulama kanalları ile arazisinin verimi artmıştır. Tarım, süt ve küçük baş hayvancılık geçim kaynağıdır. Köydeki halkın bir bölümü ilçede ticaretle uğraşmaktadır. Köyde 1 un değirmeni bulunmaktadır.
SOLAKLAR KÖYÜ
Nevruz tepesinin batısındaki Kuz deresi yamacına kurulmuş olan köy ilçeye 3 km uzaklıktadır. Köyün çevresi uzun zamandır yerleşim alanı olarak kullanılmıştır. Köye 400 mt uzaklıkta bulunan 4 katlı mağara ev kalıntıları firikyalılardan kaldığı sanılmaktadır. Bu evler muslar ve yuvada bulunan mağara evlerle aynı özellikleri taşımaktadır. Köy daha sonra Solak Bey isimli bir uç beyinin burada ikamet etmesiyle çoğalmış, bugünkü halini almıştır. İsmide buradan gelmektedir. Köyün Solaklar ve Taşaluk diye iki mahallesi vardır Solaklar köyü engebelik ve sarp kayalıkların olduğu bir araziye sahiptir. 800 dönüm kadar tarıma elverişli arazisi vardır. Köyün gelir kaynağı tarım ve hayvancılıktır.
SUSUZ KÖYÜ
İlçeye uzaklığı 12 km olan köye Musasofular ve Bakırlı köy yolundan ulaşılmak mümkündür. Susuz ve çatak olmak üzere 2 mahallesi vardır. Köyde yeterli su olmadığı için bu ismi aldığı ve arazisinin düz olması nedeniyle buraya yerleşildiği sanılmaktadır. Bir rivayate görede Pavlu Kaplıcalarının olduğu yerde olan debrem sonrası göç eden kişilerin buraya yerleşmesi ile oluşmuştur. Tarım en önemli geçim kaynağıdır. Aladağ çayı kenarında olan Çatak mahallesine sulama kanalı şebekesi yapılmış olup elmacılık halkın en önemli uğraşısı ve geçim kaynağıdır.
TAZILAR KÖYÜ
İlçeye 51 km uzaklıkta olan köy ilçenin en uzak yerleşim yeridir. Dağınık olan çevre halkının bir araya toplanmasıyla meydana gelen köy Hasanlar ve Ören diye 3 mahalleden oluşmakta olup 2 mahallesi boştur. 1960 yılında çıkan yangında 40 ev ve samanlık tamamen yanmıştır. Kıraç bir arazisi olan köyün hayvancılık ve orman işçiliği başlıca geçim kaynağıdır.
TEPE KÖYÜ
İlçenin güneyinde bulunan tepe üzerinde kurulu olan bu köyümüz çok eski bir yerleşim alanıdır. İlçeye 5 km uzaklıktadır. Yörede okulun erken açılması nedeniyle okur yazarlık oranı yüksektir. Köy halkının bazıları ilçe merkezine göç etmiş ticaretle uğraşmaktadır. Köy halkı geçimini tarım ve küçük baş hayvancılığı ile sağlamaktadır.
YAĞMA KÖYÜ
İlçeye uzaklığı 10 km olan köy yağma, söğüt ve hıdırlar mahallelerinden oluşmuştur. Köyün eski adı yünler'dir. Merkez mahallesi yağmadır. Köyün kurulduğu yer düz olup, tahıl üretimi yapılmaktadır. Başlıca geçim kaynağı tarım ve süt inekçiliğidir. Hıdırlar mahallesi çok eski bir yerleşim yeri olup, bu mahalle sınırları içinde zengin mermer yatakları bulunmaktadır. Özel bir şirket tarafından çıkartılan mermerler büyük şehirlere gönderilmektedir.
YUVA KÖYÜ
İlçeye 60 km uzaklıktadır. Köyün arazisi kıraç ve engebeliktir. Arazisi çok taşlıdır. Bir rivayete göre Seki burnu, kabaklar mevkilerinden gelen kişler buraya yerleşmişler ve burası bizim yuvamız olsun diyerek burada toplanmalarından yöreye yuva adını vermişlerdir. Köyün çevresi tarihi kalıntılarla doludur. Köye 1 km uzaklıkta bulunan köyün çevresinde tarihi kalıntılara raslanmaktadır. Bu yörenin çeltikderedeki kiliseye yakınlığı düşünülürse eserlerin eski devirlerden kaldığı sanılmaktadır. Gölün 500 mt güneyinde sendik denilen yerde bulunan mağara yap itibariyle diğerlerine benzemektedir. Firikyalılardan kaldığı kesindir.Yerden 200 mt yükseklikte olup 4 katlıdır. Çevrede bir çok mağara olup bunlardan bazıları 300-500 koyunu barındıracak büyüklüktedir. Köyün en önemli sorunu içme suyudur. Halkı geçimini orman işçiliği ve küçükbaş hayvancılıktan sağlamaktadır. Köyde 2 kereste atolyesi ile 1 değirmen bulunmaktadır.